Dr. Erman Tatlıoğlu @tatlioglu
PhD | International Relations Historian | Türkiye – Russia Relations | NATO | EU | Black Sea, Eastern Mediterranean & Caspian Security Moscow, Russia Joined June 2014-
Tweets221
-
Followers422
-
Following295
-
Likes163
✒️ “Dünya düzeni değişirken Rusya kendisine nasıl bir rol biçiyor?” Uluslararası sistem uzun süredir yalnızca bir güç değişimi değil, kuralların ve kurumların yeniden tanımlandığı daha geniş bir dönüşümden geçiyor. Soğuk Savaş sonrasında oluşan Batı merkezli düzenin birçok alanda eski belirleyiciliğini koruyamadığı görülürken, dünyanın tek bir siyasi ve ekonomik merkez etrafında şekillenmesi de giderek zorlaşıyor. #Rusya’nın son yıllardaki dış politika yaklaşımını bu dönüşümün dışında değerlendirmek mümkün değil. Moskova açısından mesele yalnızca Batı ile yaşanan siyasi ve askeri gerilimlerden ibaret değil. Daha geniş hedef, farklı güç merkezlerinin birbirlerinin varlığını kabul ettiği ve hiçbir aktörün uluslararası sistem üzerinde tek başına belirleyici olmadığı daha çoğulcu bir düzenin oluşması. Bu yaklaşım Rusya’nın Çin, Hindistan, Orta Doğu, Afrika ve Küresel Güney ülkeleriyle geliştirdiği ilişkilerde daha açık biçimde görülüyor. #BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformların giderek daha fazla öne çıkması da uluslararası siyasetin ağırlık merkezinin yalnızca Atlantik dünyasıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Ancak yeni dönemin belki de en önemli özelliği büyük güçlerin yanında orta ölçekli aktörlerin hareket alanının genişlemesi. Devletler artık Washington, Moskova ya da Pekin arasında kesin tercihler yapmak yerine farklı alanlarda farklı ortaklıklar geliştirebiliyor. Enerjide bir ülkeyle, savunmada başka bir ülkeyle, ticarette ise tamamen farklı bir blokla iş birliği yapılabilen daha esnek bir uluslararası yapı ortaya çıkıyor. #Türkiye de bu yeni diplomasi biçiminin dikkat çeken örneklerinden biri. NATO üyeliğini sürdürürken Rusya ile enerji, ticaret ve bölgesel konularda ilişkilerini devam ettirmesi; aynı zamanda Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika’da kendi diplomatik alanını genişletmesi Ankara’nın dış politikasını klasik blok mantığının ötesine taşıyor. Rusya ve Türkiye’nin bütün konularda aynı çizgide bulunması gerekmiyor. Aksine iki ülke zaman zaman farklı çıkarlara sahip olmalarına rağmen iletişim kanallarını açık tutabiliyor ve ortak çıkar bulunan alanlarda iş birliğini sürdürebiliyor. Çok merkezli bir uluslararası sistemin pratik karşılığı da giderek buna benziyor: mutlak ittifaklar veya kalıcı karşıtlıklar yerine çıkarların kesiştiği alanlarda iş birliği, ayrıştığı alanlarda ise diplomasi. Dünya siyasetinin önümüzdeki döneminde asıl tartışma bu nedenle kimin eski düzenin yerini tek başına alacağı değil, farklı güç merkezlerinin aynı sistem içerisinde nasıl yaşayacağı olacak. Rusya kendisini bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırırken Türkiye gibi bağımsız hareket alanını genişletmeye çalışan ülkelerin ağırlığı da doğal olarak artıyor.
🇮🇷 İran’dan Mekke Anlaşması’na dikkat çekici destek #Türkiye, #SuudiArabistan ve #Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na dikkat çekici bir destek #İran’dan geldi. Cumhurbaşkanı Mesud #Pezeşkiyan, anlaşmayı Tahran’a karşı kurulmuş bir güvenlik ekseni olarak değil, Müslüman ülkelerin yakınlaşmasına katkı sağlayabilecek olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Pezeşkiyan’ın sözlerini önemli kılan nokta da burada. Tahran, Ankara-Riyad-İslamabad hattını kendisini dışlayan bir yapı olarak okumuyor. Aksine Müslüman ülkelerin çatışmak yerine aynı masada buluşmasını savunuyor. Mekke Anlaşması böylece üçlü bir savunma mekanizmasının ötesinde siyasi bir anlam kazanıyor. Türkiye’nin askeri kapasitesi, Pakistan’ın nükleer gücü ve Suudi Arabistan’ın ekonomik-siyasi ağırlığı farklı kabiliyetleri aynı zeminde buluşturuyor. Pezeşkiyan’ın Suudi Arabistan’a İslam dünyasının birliğinde rol biçmesi de önemli. İran-Suudi Arabistan rekabetinin geçmişi düşünüldüğünde, Tahran’ın bugün Riyad’ı bölgesel yakınlaşmanın aktörlerinden biri olarak görmesi yeni dönemin dikkat çekici işaretlerinden biri. Türkiye açısından da değerli bir alan açılıyor. Ankara, Riyad ve İslamabad ile savunma iş birliğini kurumsallaştırırken İran ile diyaloğunu sürdürebilecek bir konumda bulunuyor. İran’dan gelen olumlu mesaj, Mekke Anlaşması’nın dışlayıcı bir ittifaktan ziyade daha geniş bir bölgesel iş birliğinin zemini olabileceği fikrini güçlendiriyor. Bölgenin güvenliğinin yine bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlendiği bir anlayışla ele alınması, anlaşmanın en önemli siyasi değerlerinden biri olabilir. aljazeera.net/amp/news/2026/…
🗓️ Tarihte Bugün: 🇹🇷⚓️ Preveze Deniz Zaferi 27 Eylül 1538’de Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, Preveze açıklarında dönemin en büyük birleşik Haçlı donanmalarından birine karşı Türk denizcilik tarihinin en önemli zaferlerinden birini kazandı. Preveze, yalnızca büyük bir deniz muharebesinin kazanılması değil, Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki üstünlüğünü pekiştiren stratejik bir dönüm noktası oldu. Barbaros Hayrettin Paşa’nın denizcilik tecrübesi ve uyguladığı taktikler zaferde belirleyici rol oynadı. Osmanlı Donanması, rakibinin sayısal üstünlüğüne karşı hareket kabiliyetini ve bölgenin coğrafi özelliklerini etkili biçimde kullandı. Preveze’de kazanılan başarı, Türk donanmasının ulaştığı seviyeyi dönemin dünyasına gösterirken Akdeniz’deki güç dengelerini de uzun yıllar etkiledi. Aradan 488 yıl geçmesine rağmen Preveze’nin bıraktığı miras Türk denizciliğinde yaşamaya devam ediyor. Bugün Türk Deniz Kuvvetleri; modern su üstü ve denizaltı platformları, deniz hava unsurları, insansız sistemleri ve milli savunma sanayiinin sağladığı imkanlarla Türkiye’nin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunmasında görev yapıyor. Tarihten gelen güçlü denizcilik geleneği, günümüzün teknolojik imkanlarıyla birleşerek Mavi Vatan’da devam ediyor. 27 Eylül’ün aynı zamanda Deniz Kuvvetleri Günü olarak kutlanması da geçmiş ile bugün arasındaki bağı simgeliyor. MSB tarafından 488’inci yıl dönümü kapsamında bugün 15 yüzer unsurla İstanbul Boğazı’nda Denizde Geçit Töreni düzenlenmesi, ayrıca 8 yüzer unsurun liman ziyaretleri gerçekleştirerek halkın ziyaretine açılması planlandı. Preveze’de Türk denizcilik tarihine altın harflerle geçen büyük zaferin 488’inci yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kutlu olsun. Başta Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa olmak üzere denizcilik tarihimizin kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. #PrevezeDenizZaferi #DenizKuvvetleri #BarbarosHayrettinPaşa #MaviVatan
Mavi Vatan’ın ufuklarında aynı azim, aynı cesaret, aynı kararlılık! ⚓ Preveze Deniz Zaferi’nin 488’inci yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kutlu olsun.🇹🇷 Zaferin yıl dönümünde Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa’yı, şanlı ecdadımızı, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal
🇷🇺 Putin’den Ukrayna müzakereleri ve Avrupa’ya ilişkin açıklamalar #Rusya Devlet Başkanı Vladimir #Putin, 25 Eylül’de St. Petersburg’da düzenlenen Birleşik Kültürler Forumu’nun ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Açıklamalarda #Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlaması, ateşkes önerileri, Avrupa ile ilişkiler ve ABD-Çin temasları öne çıktı. ✅ Putin, Ukrayna krizinin barışçıl çözümüne ilişkin bütün önerilerin halen “masada” olduğunu belirterek, Moskova’nın bundan sonraki kararlarını Rusya’nın ulusal çıkarları doğrultusunda vereceğini söyledi. ✅ Rusya’nın Duma seçimlerinin ardından Ukrayna ile temasları yeniden başlatmaya hazır olduğunu ifade eden Putin, seçim günlerinde Moskova ve Rusya’daki bazı seçim merkezlerine yönelik saldırıların ardından müzakerelere dönüş konusunun yeniden değerlendirileceğini kaydetti. ✅ Putin, Rusya’nın gerçekleştirdiği karşı saldırıların ardından Kiev’in bazı alanlarda yeniden ateşkes konusunu gündeme getirdiğini savundu. Ukrayna tarafının özellikle Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıların karşılıklı olarak durdurulmasını istediğini belirtti. ✅ Rusya Devlet Başkanı, Kiev’in gerilimi artıran adımlarının kendi hedeflerine ulaşmasını sağlamayacağını belirterek, Rusya’nın karşılık vermeye devam edeceği mesajını verdi. ✅ Avrupa ile muhtemel bir askeri çatışmaya ilişkin değerlendirmesinde Putin, “Avrupa ile herhangi bir askeri harekata hazırlanmıyoruz” dedi. Avrupa ülkeleriyle gerilimi askeri çatışmaya dönüştürmek için Rusya açısından bir gerekçe bulunmadığını ifade etti. ✅ Putin ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki görüşmeleri olumlu karşıladıklarını söyledi. Washington-Pekin hattında varılacak anlaşmaların küresel ekonominin yanı sıra Rus ekonomisini de etkileyeceğini belirtti. Özetle Putin’in son açıklamalarında, müzakere kapısının tamamen kapatılmadığı ancak yeniden başlamasının Rusya’nın çıkarları ve sahadaki gelişmeler doğrultusunda değerlendirileceği mesajı öne çıktı. Avrupa konusunda ise Moskova’nın askeri çatışma arayışında olmadığı özellikle vurgulandı. rbc.ru/politics/25/09…
@Canpa16 yorumunuz için teşekkür ederim
✒️ “🇨🇳 Çin’in Cibuti Hamlesi ve Kızıldeniz’de Değişen Dengeler” #Çin’in #Cibuti’deki askeri destek üssünde yürüttüğü çalışmalar, Pekin’in #Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’ndaki uzun vadeli stratejisinin önemli parçalarından biri. 2017’de faaliyete başlayan ve Çin’in sınırları dışındaki tek denizaşırı askeri üssü olan tesis, Babülmendep Boğazı ile Aden Körfezi’nin kesiştiği noktada bulunuyor. ABD, Fransa, Japonya ve İtalya’nın da ülkede askeri tesisleri var. Cibuti küçük bir ülke ancak bulunduğu coğrafya onu büyük güçlerin doğal buluşma noktalarından birine çeviriyor. Pekin için buradaki ilk ihtiyaç oldukça net: uzak denizlerdeki Çin unsurlarının ikmal ve lojistik sürekliliği. Somali açıklarında deniz haydutluğuyla mücadele kapsamında başlayan varlık zaman içerisinde kalıcı hale geldi. Bunun yanında Çin’in liman ve ticaret altyapısına yaptığı yatırımlar, Cibuti ile ilişkilerin yalnızca askeri zeminde ilerlemediğini de gösteriyor. Üste son dönemde eklenen haberleşme altyapısı ise yeni bir aşamaya işaret ediyor. 2024 ortalarından itibaren inşa edilen iki tesiste HF ve VHF/UHF antenleri, uydu haberleşme sistemleri ve muhtemel 5G altyapısı bulunuyor. Açık kaynaklarda bunların ortak bir C4ISR mimarisi içerisinde çalışabileceği değerlendiriliyor. Dolayısıyla Cibuti artık yalnızca gemilerin uğradığı bir ikmal noktası olarak görülmemeli; haberleşme, koordinasyon ve muhtemel istihbarat faaliyetleri bakımından da Çin için daha işlevsel bir merkez haline geliyor. Burada Çin’in izlediği yöntem de dikkat çekici. Önce deniz haydutluğuyla mücadele kapsamında bölgesel varlık oluşturuldu, ardından lojistik imkanlar kalıcılaştırıldı ve bugün haberleşme kapasitesi güçlendiriliyor. Pekin, uzak denizlerdeki varlığını ani ve büyük adımlardan ziyade ihtiyaçları takip eden kademeli bir altyapıyla destekliyor. Cibuti’nin konumu da bu yaklaşım için oldukça elverişli. Cibuti tarafı ise coğrafyasını ekonomik ve diplomatik bir araca çevirmiş durumda. Yabancı askeri tesislerden yıllık 160 milyon doların üzerinde kira geliri elde ediyor ve farklı stratejik hedeflere sahip ülkeleri aynı anda ağırlıyor. Babülmendep’in hemen yanı başındaki küçük ülke, böylelikle yüzölçümünün çok üzerinde bir stratejik ağırlığa sahip. Kızıldeniz’deki rekabet artık yalnızca bölgede kaç savaş gemisinin bulunduğuyla açıklanabilecek bir mesele değil. Liman erişimi, ikmal sürekliliği, haberleşme ve istihbarat kapasitesi en az denizdeki platformlar kadar önem kazanıyor. Çin’in Cibuti hamlesi tam olarak bu noktaya oturuyor: Pekin, ticari çıkarlarının yoğunlaştığı bir bölgede askeri varlığının ihtiyaç duyacağı altyapıyı adım adım oluşturuyor. Cibuti de Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki konumuyla bu stratejinin merkezlerinden biri haline geliyor.
🇹🇷⚓️ Denizkurdu-I/2026 Türk Deniz Kuvvetlerinin yeni harekat anlayışını sahaya taşıdı 20-25 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen #Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetlerinin ulaştığı harekat kapasitesini geniş ölçekli bir senaryo içerisinde sergiledi. Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i kapsayan tatbikata yaklaşık 14 bin personel, 100 gemi ve 50 hava aracı katıldı. Deniz Kuvvetlerinin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik unsurlarının görev alması, tatbikatı klasik bir deniz eğitiminden çıkararak müşterek harekat niteliğine taşıdı. Tatbikatın en dikkat çekici taraflarından biri, insanlı ve insansız sistemlerin aynı harekat ağı içerisinde birlikte kullanılması oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun açıklamasına göre insansız ve otonom sistemlerin insanlı platformlarla bütünleşik kullanımı denendi; envantere girmesi planlanan tek yönlü saldırı amaçlı insansız su üstü, su altı ve hava sistemleri müşterek olarak test edildi. Dijital komuta-kontrol ve veri bağı altyapısı da bu yapının merkezinde yer aldı. Sahadaki uygulamalar bu dönüşümün boyutunu daha açık biçimde gösterdi. #KALKAN DİHA’nın tespit ettiği hedef, MKE tarafından geliştirilen #PİRANA KİDA insansız deniz aracı tarafından imha edildi. Bayraktar TB3 ise TCG Anadolu’dan havalanarak iki sonoboy bıraktı ve deniz karakol uçağının bıraktığı sonoboylardan gelen verilerle birlikte su altı verilerini işledi. Böylece insansız hava aracının denizaltı savunma harbine dahil edilmesine yönelik yeni bir kabiliyet de tatbikat ortamında denendi. Fiili silah eğitimleri de tatbikatın önemli bölümünü oluşturdu. SH-70 helikopterinden Hellfire, AH-1W’den 20 milimetre top, TB2’den MAM-C, AKSUNGUR’dan MAM-T atışları gerçekleştirildi. Fırkateyn, korvet ve hücumbotlar su üstü atışları yaptı. Mayın harbi, denizaltı savunma harekatı, amfibi harekat ve SAT/SAS faaliyetleri de eş zamanlı senaryolar içerisinde icra edildi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, milli gemilerden milli mühimmatlarla gerçekleştirilen atışlarda hedeflerin tam isabetle etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Denizkurdu-I/2026’nın asıl önemi ise kullanılan platformların sayısından çok Türk Deniz Kuvvetlerinin geliştirdiği yeni harekat modelinde yatıyor. TCG Anadolu gibi büyük bir platformun, SİHA’ların, insansız deniz araçlarının, savaş gemilerinin, denizaltıların ve hava unsurlarının ortak bir komuta-kontrol ağı içerisinde çalışması; Türkiye’nin denizlerdeki caydırıcılığının artık yalnızca gemi sayısına dayanmadığını gösteriyor. Savunma sanayisinin ürettiği sistemlerin doğrudan Deniz Kuvvetlerinin harekat konseptine dahil edilmesi de ayrıca önem taşıyor. Milli platform, milli mühimmat, insansız sistem ve ağ merkezli harekat kabiliyetinin aynı tatbikatta buluşması, Türkiye’nin deniz gücünde ulaştığı seviyenin en somut göstergelerinden biri haline geldi. Denizkurdu-I/2026 bu açıdan yalnızca başarılı bir tatbikat değil, Türk Deniz Kuvvetlerinin gelecekte nasıl savaşacağına ilişkin güçlü bir prova niteliği taşıyor. İnsanlı ve insansız sistemlerin birlikte çalıştığı, TCG Anadolu’nun merkezinde bulunduğu ve milli savunma sanayisinin giderek daha fazla ağırlık kazandığı yapı, Türkiye’nin Mavi Vatan’daki caydırıcılığını hem teknolojik hem de operasyonel açıdan daha ileri bir seviyeye taşıyor.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Muğla'da gerçekleştirilen Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı'nı değerlendirdi — Gelecekteki harekat konseptimiz, insanlı ve insansız sistemlerin birbirini besleyecek şekilde kullanımına dayalı olacaktır — Tepe sınıfı hava savunma
✒️ “Karadeniz cephe değil barış ve ticaret havzası olarak kalmalı” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamaları, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna çatışmasının başından beri savunduğu çizgiyi yeniden ortaya koydu. Erdoğan’ın “Karadeniz bu savaşın bir cephesi değildir, asla da olmamalıdır” yaklaşımı, Türkiye’nin güvenliği, bölgesel ticaret ve küresel gıda arzı açısından stratejik önem taşıyor. Karadeniz’de askeri gerilimin tırmanması, başta kıyıdaş ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi etkiler. İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Karadeniz’in dünya ticaretine açılan kapısıdır. Ticari gemilerin hedef alınması ve sivil deniz trafiğinin çatışmaya dahil olması, savaşın sonuçlarını genişletebilir. Erdoğan’ın saldırıları “kim yaparsa yapsın” kabul edilemez bulması, Ankara’nın meseleyi Karadeniz’in bütününün güvenliği açısından ele aldığını gösteriyor. Türkiye, gerilimin azaltılmasının yanı sıra tahıl koridorunun yeniden kurulması için de diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Erdoğan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bu konuyu görüşmesi, Ankara’nın daha önce sonuç aldığı bir alana yeniden odaklandığını gösteriyor. Karadeniz Tahıl Girişimi, Türkiye’nin Moskova ve Kiev ile aynı anda konuşarak somut sonuç üretebildiğini kanıtlamıştı. Yeni girişimin hedefleri, küresel gıda güvenliğini korumak ve çatışmanın Karadeniz üzerinden yayılmasını önlemek. Ticari gemilerin korunması, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve tahıl koridorunun yeniden işletilmesi, taraflar arasında asgari bir uzlaşma zemini oluşturabilir. Karadeniz’in askeri rekabet alanına dönüşmemesi, Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik çıkarlarıyla örtüşüyor. Türkiye’nin coğrafi konumu, Montrö rejimindeki rolü ve Moskova ile Kiev’le sürdürebildiği temaslar Ankara’ya önemli bir diplomatik alan sağlıyor. Karadeniz’in yeni bir cepheye değil, barış ve diplomasinin yeniden kurulabileceği bir alana ihtiyacı var. Türkiye’nin savunduğu çizgi, bölgesel güvenlik ve küresel ticaret açısından güçlü bir zemine dayanıyor.
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81 Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
🇷🇺🇺🇸 Lavrov’dan New York’ta iki yönlü mesaj müzakere masası açık ancak sahada ara yok #Rusya Dışişleri Bakanı Sergey #Lavrov, New York’taki temaslarında Moskova’nın Rusya-Ukrayna çatışmasına ilişkin pozisyonunu bir kez daha net biçimde anlattı. Rusya’nın kalıcı ve adil bir barış için müzakerelere hazır olduğunu söyleyen Lavrov, görüşmeler başlasa dahi özel askeri operasyonun durdurulmayacağını vurguladı. Günün önemli diplomatik temaslarından biri de Lavrov ile #ABD Dışişleri Bakanı Marco #Rubio arasında gerçekleşti. BM Genel Kurulu kapsamında yaklaşık 52 dakika süren görüşmede Rusya-Ukrayna çatışmasının yanı sıra ABD-Rusya ilişkileri ele alındı. Tarafların görüşme sonrasında ayrıntılı açıklama yapmaması, temasların içeriğine ilişkin soru işaretlerini korudu. Rubio ise daha sınırlı bir formülü gündeme taşıdı. ABD Dışişleri Bakanına göre Rusya ve #Ukrayna, enerji tesisleri ile tahıl ihracatıyla bağlantılı altyapıya yönelik saldırıların sınırlandırılması konusunda ortak bir zemin bulabilir. Rubio aynı zamanda geçici bir ateşkesin tek başına çatışmayı sona erdirmeyeceğini kabul etti. Lavrov, #Minsk anlaşmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Rusya Dışişleri Bakanına göre anlaşmalar uygulanmış olsaydı Ukrayna, #Kırım hariç 1991 sınırları içerisinde kalabilecekti. Lavrov, Kırım meselesinin ise Moskova açısından kapandığını söyledi. Böylece Minsk sürecini bugünkü müzakere tartışmasına bağlayan Lavrov, geçmişte varılan anlaşmaların uygulanmamasını mevcut şartların oluşmasına giden sürecin önemli başlıklarından biri olarak değerlendirdi. New York’tan şimdilik büyük bir uzlaşma çıkmış değil. Ancak Moskova ile Washington arasındaki doğrudan temas sürüyor ve sınırlı ara formüller masada tutuluyor. Lavrov’un mesajı net: Rusya müzakereye hazır, fakat görüşmelerin başlamasını sahadaki faaliyetlerin durdurulması için yeterli görmüyor. Rubio’nun enerji ve tahıl altyapısı üzerinden açtığı başlık ise daha kapsamlı müzakerelere geçilmeden önce tarafların üzerinde çalışabileceği ilk alanlardan biri olabilir.
🇷🇺🇺🇸 Министр иностранных дел России Сергей Лавров проводит встречу с Государственным секретарём США Марко Рубио «на полях» мероприятий Недели высокого уровня 81-й сессии Генеральной Ассамблеи ООН 📍 Нью-Йорк, 23 сентября #РоссияСША #ГАООН81
✒️"🇪🇺 AB yaptırımlarında küçük bir prensip molası" Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları yıllardır son derece ciddi kavramlarla anlatılıyor: Avrupa değerleri, ortak duruş, dayanışma, ilkeler... Liste uzun. Fakat iş biraz ulusal çıkarlara dokununca, o meşhur ilkelerin de Brüksel koridorlarında kısa bir kahve molasına çıkabildiğini görüyoruz. AB'nin Rus iş insanları Alişer Usmanov ve Mihail Fridman'ı yaptırım listesinden çıkarma kararı tam da böyle bir örnek oldu. Üstelik mesele mahkeme kararıyla veya yaptırım gerekçelerinin ortadan kalkmasıyla sınırlı değil. Avrupa basınına yansıyan bilgilere göre kararın arkasında üye ülkelerin kendi siyasi ve ekonomik hesapları bulunuyor. Yani yıllardır Moskova'ya karşı "ortak Avrupa duruşu" diye sunulan yaptırım rejiminde küçük bir ayrıntıyı öğrenmiş olduk: Ortak duruş önemli, fakat ulusal çıkar biraz daha önemli. Mauritius merkezli Redbird Corporate Services Ltd. şirketinin de kara listeden çıkarılması tablonun başka bir ilginç parçası. Daha önce yaptırımların delinmesine yardımcı olduğu iddiasıyla listede bulunan şirket artık listede değil. AB de belli ki ortaya çıkan manzaranın farkında. Her altı ayda bir benzer pazarlıklarla uğraşmamak için diğer bireysel yaptırımların süresini 3 yıla uzattı. Bir başka ifadeyle, sistemin sürekli siyasi pazarlığa dönüşmesini engellemenin yolu olarak pazarlık aralığını uzatmak tercih edildi. Meselenin ciddi tarafını Kremlin Sözcüsü Dmitri #Peskov'un açıklaması özetliyor. Peskov, Moskova'nın Rus vatandaşlarına ve iş insanlarına yönelik yaptırımları başından beri yasa dışı gördüğünü belirterek, kısıtlamaların yalnızca #Usmanov ve #Fridman için değil, tüm Rus vatandaşları ve iş dünyası temsilcileri için kaldırılması gerektiğini söyledi. Asıl tartışılması gereken nokta da burada. Eğer yaptırım listesindeki isimler siyasi pazarlıklar sonucunda çıkarılabiliyorsa, yıllardır bu kişilere uygulanan kısıtlamaların hukuki ve siyasi kriterleri doğal olarak yeniden sorgulanır. Usmanov ve Fridman için açılabilen kapının diğer Rus vatandaşları için neden kapalı tutulduğu sorusu artık Brüksel'in önünde duruyor. AB yıllardır yaptırımların "ilkeli bir dış politika aracı" olduğunu söylüyor. Son karar ise daha basit bir gerçeği hatırlattı: Brüksel'de ilkeler oldukça sağlam olabilir; yeter ki hiçbir üye devletin çıkarıyla karşı karşıya gelmesin. #AvrupaBirliği #Rusya #Yaptırımlar #Avrupa politico.eu/article/eu-rem…
🇵🇸 Gazze karşısında sessizlik değil sorumluluk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip #Erdoğan’ın BM 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasının en güçlü başlıklarından biri yine #Gazze ve #Filistin oldu. İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılması çağrısı ve Filistin Devleti’nin daha geniş biçimde tanınmasına yönelik mesajları, konuşmanın ana çerçevesini oluşturdu. #Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri, Türkiye’nin uzun süredir sürdürdüğü Filistin politikasının da devamı niteliğindeydi. Gazze’de yaşanan ağır insani tablo karşısında diplomatik dengelerin arkasına sığınmak yerine uluslararası toplumun sorumluluğuna doğrudan işaret etti. Filistin meselesinin yalnızca insani yardımlarla yönetilemeyeceğini, Filistin halkının siyasi ve hukuki haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Konuşmanın dikkat çeken bir diğer yönü, Gazze’deki insani kriz ile Birleşmiş Milletler sistemindeki sorunların aynı çerçevede ele alınmasıydı. Barışı ve güvenliği korumak amacıyla oluşturulan uluslararası mekanizmaların Gazze’deki insani krizin sona erdirilmesinde yetersiz kalması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süredir dile getirdiği BM reformu çağrısına da güçlü bir zemin oluşturuyor. Türkiye’nin yaklaşımı net: Gazze’de yaşananların normalleştirilmemesi, Filistin halkının kendi devletine sahip olma hakkının korunması ve uluslararası toplumun İsrail karşısında yalnızca açıklamalarla yetinmemesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz” sözleri ise Türkiye’nin Gazze konusundaki tutumunu ve BM kürsüsünden verilen mesajın özünü açık biçimde ifade ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na hitap etti — Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır — (BM Genel Kurulu) Sayın Abbas bizzat
✒️ "🇷🇺 Rusya dünya pazarlarından çekilmiyor, ticaret rotasını yeniden kuruyor" Rusya'ya yönelik yaptırımların temel hedeflerinden biri ülkenin küresel ticaret sistemine erişimini sınırlandırmak, ihracat gelirlerini azaltmak ve Moskova'nın uluslararası ekonomik bağlantılarını zayıflatmaktı. Ancak aradan geçen dönemde Rusya'nın dünya piyasalarından kopmasından çok dış ticaret coğrafyasının değiştiği bir süreç yaşandı. Avrupa ve diğer Batılı pazarların ağırlığı azalırken Asya, Avrasya, Orta Doğu, Afrika ve Küresel Güney ülkeleri Rus dış ticaretinde daha fazla önem kazanmaya başladı. Finansman maliyetleri, teknolojiye erişim, lojistik güzergahların uzaması ve bazı ürünlerde alternatif tedarik kanallarına duyulan ihtiyaç Rus ekonomisi açısından ilave maliyetler yaratıyor. Buna karşılık Moskova'nın verdiği cevap, eski ticaret düzeninin yeniden kurulmasını beklemek yerine yeni ekonomik bağlantıları kalıcı hale getirmek yönünde şekilleniyor. Dolayısıyla yaptırımlar Rus dış ticaretini ortadan kaldırmaktan ziyade ticaretin yönünü, ortaklarını ve kullanılan mekanizmaları değiştiren bir faktöre dönüşmüş durumda. Dönüşüm yalnızca petrol ve doğal gaz ihracatıyla da sınırlı değil. Tarım ürünleri, gübre, madencilik, nükleer teknoloji ve farklı sanayi alanlarında yeni pazarların geliştirilmesi Moskova'nın ekonomik stratejisinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Asıl hedef artık kaybedilen Batılı pazarlara geri dönmekten ziyade alternatif pazarlarda kalıcı ticaret kanalları oluşturmak. Çin ve Hindistan'ın artan ağırlığının yanında Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle geliştirilen ekonomik ilişkiler de bu çeşitlendirme arayışının parçası. BRICS ve Avrasya Ekonomik Birliği gibi platformlar, Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru, Kuzey Deniz Rotası ve ulusal para birimleriyle ticaret arayışları da aynı ekonomik dönüşümün farklı ayaklarını oluşturuyor. Rusya böylece dış ticaretini yalnızca farklı ülkelere yönlendirmiyor; lojistik, finansman ve ödeme mekanizmalarını da Batı merkezli sistemlere bağımlılığı azaltacak biçimde çeşitlendirmeye çalışıyor. İran üzerinden Basra Körfezi ve Hint Okyanusu'na uzanan güzergahların önem kazanması da Rusya'nın ekonomik haritasının giderek daha fazla güneye ve doğuya yöneldiğine işaret ediyor. Yeni yapının Türkiye açısından da önemli sonuçları bulunuyor. Türkiye, Rusya'nın Avrupa ile Asya arasındaki ekonomik bağlantılarında hem önemli bir ticaret ortağı hem de enerji ve ulaştırma hatları bakımından kritik bir coğrafyada bulunuyor. Rus ticaretinin doğu ve güneye yönelmesi, Türkiye'nin transit, lojistik ve bölgesel ticaret merkezi olarak önemini artırabilecek yeni bağlantı alanları oluşturuyor. Bu nedenle Rus ekonomisine ilişkin tartışmayı yalnızca “Rusya izole oluyor mu?” sorusuna sıkıştırmak giderek yetersiz kalıyor. Daha anlamlı soru, Rusya'nın dünya ekonomisine bundan sonra hangi pazarlar, hangi koridorlar ve hangi finansal mekanizmalar üzerinden bağlanacağı. Bu dönüşümün uzun vadeli başarısını ise yalnız enerji ve hammadde ihracatı değil, Rusya'nın yüksek katma değerli ürünlerde yeni pazarlara ne ölçüde erişebileceği ve oluşturduğu alternatif ticaret ağlarını ne kadar kalıcı hale getirebileceği belirleyecek. #Türkiye #Rusya #BRICS #Jeopolitika
✒️ "🇪🇺Avrupa korkuyla mı yönetilmeye çalışılıyor?" #Avrupa'da #Rusya tehdidi üzerinden yürütülen güvenlik tartışmaları giderek istihbarat değerlendirmelerinin sınırlarını aşan bir korku diline dönüşüyor. Son örnek, The Guardian'ın (@guardian) Avrupa istihbarat şeflerine dayandırdığı ve Moskova'nın #NATO'ya karşı daha "kararlı eylemlere" hazırlandığını öne çıkaran haberi oldu. Rusya'nın önümüzdeki aylarda İHA, füze, sabotaj veya sınırlı sınır ihlalleriyle NATO'yu sınayabileceğine ilişkin senaryolar yeniden Avrupa kamuoyunun önüne konuldu. Ancak manşetin yarattığı alarm havası ile haberin içeriği aynı ölçüde kesin değil. #Çekya Güvenlik Bilgi Servisi Başkanı Michal #Koudelka böyle bir senaryonun "yıllar değil, aylar" içinde gündeme gelebileceğini söylerken bunun kaçınılmaz olmadığını da özellikle belirtiyor. #Letonya Devlet Güvenlik Servisi Başkanı Normunds #Mežviets ise çok daha açık konuşuyor: Yakın bir saldırıya ilişkin işaret bulunmuyor. Dahası, Moskova'nın gerçek bir askeri hazırlık içerisinde olup olmadığının veya korku ve belirsizlik yaratmayı amaçlayan bir strateji izleyip izlemediğinin henüz net olmadığını söylüyor. Üstelik bu ihtiyatlı yaklaşım yalnızca Baltık istihbaratından gelmiyor. NATO'dan 30 Ağustos'ta yapılan açıklamada Rusya'nın Avrupa'daki hibrit faaliyetlerine ilişkin endişeler dile getirilirken, İttifakın mevcut aşamada yakın bir saldırı tehdidi görmediği açık biçimde ifade edildi. Yani kamuoyuna sunulan en sert senaryolar ile NATO'nun kendi resmi değerlendirmesi arasında dikkate değer bir mesafe bulunuyor. Tam da burada Avrupa'daki güvenlik tartışmasının başka bir boyutu ortaya çıkıyor. Özellikle İngilizce yayın yapan Batılı medya kuruluşlarında son dönemde "Rusya NATO'yu test edecek", "Avrupa'ya saldırı ihtimali artıyor" ve "hibrit savaş büyüyor" eksenindeki haberler birbirini takip ediyor. İhtimaller önce manşete, ardından siyasi söyleme, sonrasında ise Avrupa'nın güvenlik politikasını şekillendiren bir korku atmosferine dönüşüyor. #Almanya'daki Leipzig/Halle Havalimanı vakası bunun en dikkat çekici örneklerinden biri. Alman hükümeti, ağustos ayında patlayıcı taşıyan bir İHA ile gerçekleştirilmeye çalışılan saldırının arkasında Rusya'nın bulunduğu sonucuna vardığını açıkladı. Ancak cezai soruşturma halen devam ediyor. İsveç askeri istihbaratının başındaki Thomas #Nilsson ise olayı Avrupa'daki sabotaj tehdidi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Fakat soruşturması devam eden olaylardan Avrupa çapında kaçınılmaz bir savaş senaryosu üretmek başka bir niyetin göstergesi imajını veriyor. Özellikle savunma harcamalarının hızla artırıldığı ve Rusya-Ukrayna çatışmasının nasıl sona erdirileceğinin tartışıldığı bir dönemde sürekli yeni bir "Rus saldırısı" takvimi üretmek, Avrupa kamuoyunu diplomasiye değil uzun süreli bir çatışma psikolojisine hazırlıyor. Moskova ise NATO ve Avrupa ülkelerine saldırma niyeti bulunduğuna ilişkin iddiaları defalarca reddediyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy #Peskov, 21 Eylül'de yaptığı son açıklamada da Rusya'nın Fransa'ya veya Avrupa'daki başka bir ülkeye tehdit oluşturmadığını söyledi ve Putin'in bunu daha önce birçok kez dile getirdiğini belirtti. Daha da dikkat çekici olan, Avrupa içerisinde de mevcut çizgiye itirazların yükselmesi. Slovakya Başbakanı Robert #Fico, 19 Eylül'de bazı Batılı siyasetçileri Rusya ile NATO arasında çatışmayı körüklemekle suçladı ve Slovakya'nın "üretilmiş gerekçelerle" böyle bir çatışmanın içine çekilmesine karşı olduğunu açıkladı. Asıl sorulması gereken soru belki de "Rusya NATO'ya ne zaman saldıracak?" değil, Avrupa kamuoyuna neden sürekli bu soru soruluyor? Guardian'ın kendi haberinde bile Letonya istihbaratı yakın saldırı işareti bulunmadığını söylüyor. NATO yakın saldırı tehdidi görmediğini açıklıyor. Moskova böyle bir niyeti olmadığını tekrarlıyor. Buna rağmen en sert ihtimaller manşetlerde yaşamaya devam ediyor. theguardian.com/world/2026/sep…
🇹🇷 ⚓️ Mavi Vatan’da 100 gemilik güç Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı başladı. 100 gemi, 50 hava vasıtası ve 14 bin personel, 20-25 Eylül tarihleri arasında Karadeniz’den Ege’ye, oradan Doğu Akdeniz’e uzanan oldukça geniş bir sahada görev yapıyor. Rakamların büyüklüğü bile Türk Deniz Kuvvetleri’nin bugün ulaştığı seviyeyi anlatmak için yeterli. Ancak Denizkurdu’nu yalnızca büyük bir tatbikat olarak okumamak gerekiyor. Aynı anda üç farklı denizde 100 gemiyi harekete geçirmek, bunları hava unsurlarıyla desteklemek ve 14 bin personeli aynı harekat düzeninin parçası haline getirmek ciddi bir komuta-kontrol, lojistik ve operasyonel tecrübe gerektiriyor. Deniz gücü zaten biraz da burada başlıyor: Gemilere sahip olmanın ötesinde, o filoyu gerektiğinde aynı anda denize çıkarabilmek ve etkin biçimde kullanabilmekte. Türkiye’nin son yıllarda denizlerde izlediği çizgi düşünüldüğünde Denizkurdu’nun anlamı daha da belirginleşiyor. Milli gemilerden füze ve torpidolara, insansız sistemlerden deniz havacılığına kadar genişleyen kapasite, artık tatbikat sahasında birbirini tamamlayan bir yapıya dönüşüyor. Nitekim hazirandaki Denizkurdu-II/2026’da ATMACA, HİSAR-D RF ve AKYA gibi milli sistemlerin aynı harekat ortamında başarıyla kullanılması da bu dönüşümün önemli örneklerinden biriydi. Mavi Vatan kavramının altını dolduran asıl unsur da tam olarak bu kapasite. Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’de güçlü bir deniz varlığı bulundurması artık yalnızca güvenlik politikasının değil, dış politikasının ve bölgesel ağırlığının da önemli unsurlarından biri. Denizkurdu ise bu kapasitenin kağıt üzerinde kalmadığını, düzenli olarak sınandığını ve geliştirildiğini anlatıyor. Bir ülkenin deniz gücü uzun yıllar içinde inşa edilir. Tersanesi, mühendisliği, yetişmiş personeli, gemisi, silah sistemi ve harekat tecrübesi aynı anda gelişmek zorundadır. Bugün üç denizde 100 gemiyle icra edilen Denizkurdu-I/2026, Türkiye’nin bu uzun yolculukta geldiği mesafenin oldukça güçlü bir fotoğrafını veriyor. Mavi Vatan’da artık yalnızca daha fazla Türk bayrağı değil, arkasında giderek büyüyen bir denizcilik ve savunma sanayii kapasitesi var. #Denizkurdu2026 #MaviVatan #TürkDenizKuvvetleri #MilliSavunmaSanayii @tcsavunma
✒️ “Avrupa hava savunmasında yeni denklem Türkiye’ye kapı açıyor” #Ukrayna ve #OrtaDoğu’daki çatışmalar, modern hava savunmasının temel sorununu değiştirdi. Artık mesele yalnızca kimin daha gelişmiş sisteme sahip olduğu değil, kimin tükettiği mühimmatı daha hızlı yeniden üretebildiği. Balistik ve seyir füzeleri ile İHA’ların yüksek sayılarda kullanılması, hava savunmasını teknik kapasiteden önce mühimmat stokları ve üretim hatları üzerinden zorluyor. CSIS’in (@CSIS) “yaylım rekabeti” olarak tanımladığı yeni denklem bunun somut örneği. Rusya’nın 2026’da Ukrayna’ya yönelik yaklaşık 840 balistik füze kullanması beklenirken, Ukrayna’nın Patriot ve IRIS-T mühimmatındaki azalmaya paralel olarak balistik füzelere karşı önleme oranının yüzde 24’ten yüzde 10,2’ye gerilediği belirtiliyor. Bir Patriot veya IRIS-T bataryasına sahip olmak tek başına yeterli değil; uzun süreli bir çatışmada asıl mesele aylar sonra o sistemi besleyecek önleme füzelerinin bulunup bulunamayacağı. #ABD ve #Avrupa şimdi bu açığı kapatmaya çalışıyor. Diehl Defence, IRIS-T SLM üretimini 2022’den itibaren yaklaşık 20 kat artırırken Raytheon yıllık #AMRAAM üretimini 1.900 adede çıkarmayı hedefliyor. Ancak üretim yalnızca montaj hattından ibaret değil. Roket motorları, arayıcı başlıklar, elektronik sistemler, sevk maddeleri ve test altyapısındaki herhangi bir darboğaz bütün üretim zincirini yavaşlatabiliyor. #Trump yönetiminin Avrupa güvenliğine yaklaşımı ise meseleyi siyasi bir boyuta taşıyor. Washington’a bağımlılığın azaltılması ve Avrupa’nın savunma sanayiinde daha özerk hale gelmesi tartışılırken, bunun gerçekleşebilmesi için yalnızca daha fazla para harcanması değil, daha büyük ve sürdürülebilir bir üretim kapasitesi kurulması gerekiyor. #Türkiye açısından fırsat tam burada başlıyor. Türk savunma sanayiinin hava savunma füzeleri, radar ve elektronik sistemler, roket ve füze motorları, arayıcı başlıklar ve mühimmat üretiminde ulaştığı kapasite, Avrupa’nın artan ihtiyacı karşısında önemli bir avantaj sağlayabilir. Üstelik mesele Avrupa’ya yalnızca nihai sistem satmakla sınırlı değil. Türkiye’nin motor, radar, elektronik, mühimmat ve diğer alt sistemlerde ortak üretime dahil olması, ülkeyi Avrupa savunma sanayii tedarik zincirinin kalıcı ortaklarından biri haline getirebilir. Modern çatışmaların verdiği mesaj net: Mühimmat yarışı savaş alanından önce fabrikada başlıyor. Avrupa ABD’ye bağımlılığını azaltarak kendi savunma kapasitesini büyütmek istiyorsa, Türkiye gibi güçlü üretim altyapısına sahip ülkelerle kurulacak iş birliği giderek daha önemli hale gelecektir. csis.org/analysis/winni…
✒️"Trump NATO’yu tehdit ederken Avrupa kendi ittifakını mı kuruyor?" Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der #Leyen'in #Kanada'ya #AvrupaBirliği'nin ilk "ortak üyesi" olma kapısını açması, sıradan bir ekonomik yakınlaşmanın ötesinde yeni bir tartışma başlattı. Kanada Başbakanı Mark #Carney tam AB üyeliğini hedeflemediklerini söylese de masadaki alanlar oldukça geniş: savunma sanayii, enerji, kritik mineraller, yapay zeka, Arktik, siber güvenlik ve ekonomik güvenlik. Üstelik AB antlaşmalarında bugün "ortak üyelik" adıyla tanımlanmış bir statü bulunmuyor. Brüksel mevcut kuralları Kanada'ya uygulamak yerine yeni bir siyasi ve stratejik ortaklık modeli oluşturmayı tartışıyor. Tam da burada #NATO ile bağlantılı daha büyük bir soru ortaya çıkıyor. Donald #Trump NATO'dan çıkmayı gündeme getirirken Avrupa neden Kanada'yı kendi siyasi, ekonomik ve savunma mimarisine daha sıkı bağlamaya çalışıyor? Washington uzun yıllardır NATO'nun merkezindeki güç oldu. Ancak Trump yönetimi Avrupalı müttefikleri savunma harcamaları üzerinden sıkıştırmakla yetinmedi; ABD'nin ittifaktan çekilmesini de siyasi tartışmanın parçası haline getirdi. Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının geleceğine ilişkin belirsizlik de Washington'a duyulan güven konusunda yeni soru işaretleri yarattı. Kanada girişimini önemli hale getiren nokta burada başlıyor. Ottawa ile Brüksel arasında konuşulan model yalnızca ticaretin geliştirilmesini içermiyor. Von der Leyen savunma sanayilerinin entegrasyonu, ortak teknoloji alanı, enerji, kritik mineraller, Arktik ve ekonomik güvenlikten söz ediyor. Kanada zaten AB'nin #SAFE savunma mekanizmasına dahil olmuş durumda. AB böylece NATO üyesi bir ülkeyi kendi savunma ve ekonomik güvenlik ekosistemine daha sıkı biçimde bağlamayı deniyor. Trump'ın buna verdiği tepki ise Washington'ın meseleyi sıradan bir ticaret anlaşması olarak görmediğine işaret ediyor. ABD Başkanı, Kanada'nın AB ile yakınlaşmasının Amerikan çıkarlarına karşı olduğunu değerlendirmesi halinde Avrupa'ya ağır tarifeler uygulanabileceğini söyledi. Avrupa'dan gelen yanıt ise Washington'ın Avrupa'nın jeopolitik tercihlerini belirleyemeyeceği yönünde oldu. Tartışma böylece kısa sürede Avrupa'nın stratejik kararlarını ABD'den ne ölçüde bağımsız alabileceği meselesine dönüştü. Burada Washington açısından dikkat çekici bir çelişki var. ABD bir taraftan Avrupa ülkelerine "kendi güvenliğiniz için daha fazla sorumluluk alın" diyor, diğer taraftan Avrupa kendi ekonomik ve güvenlik ağını genişletmeye başladığında bundan rahatsız oluyor. Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığının azalması talep edilirken, aynı Avrupa'nın Washington'dan bağımsız stratejik ilişkiler geliştirmesi de istenmiyor. Elbette bugün NATO'nun karşısında yeni bir askeri ittifak bulunduğunu söylemek için erken. Kanada NATO üyesi olmaya devam ediyor ve Avrupa'nın güvenlik mimarisi halen büyük ölçüde Atlantik İttifakı üzerine kurulu. Kanada'nın ABD ile NORAD ve istihbarat alanındaki derin ilişkilerinin kısa vadede Avrupa tarafından ikame edilmesi de gerçekçi görünmüyor. Ancak mesele NATO'nun yarın ortadan kalkması değil. Asıl mesele Avrupa'nın NATO'nun yanına, Washington'ın siyasi iradesine daha az bağımlı ikinci bir stratejik ağ örmeye başlayıp başlamadığı. Kanada gibi NATO ve G7 üyesi, enerji ve kritik mineral kaynakları bakımından önemli bir ülkenin AB'nin savunma, teknoloji ve ekonomik güvenlik sistemine dahil edilmesi halinde bunun anlamı yalnızca Kanada-AB ilişkilerinin gelişmesi olmayacaktır. Trump'ın "NATO'dan çıkarız" yaklaşımı Washington açısından Avrupa üzerinde bir pazarlık aracı olarak tasarlanmış olabilir. Fakat bu baskının ters tepmesi de mümkün. ABD'nin güvenlik garantisinin sürekli tartışmaya açılması, Avrupa'yı ABD desteğinin garanti kabul edilmediği bir uluslararası düzene hazırlanmaya itebilir. Kanada için düşünülen "ortak üyelik" henüz hukuken tanımlanmış veya 27 üye tarafından kabul edilmiş değil. Buna rağmen tartışmanın kendisi, Brüksel'in Avrupa dışındaki ülkeleri de içine alabilecek daha esnek bir stratejik ortaklık mimarisini değerlendirdiğini gösteriyor. Kanada ilk halka olursa benzer modellerin başka ülkeler için de gündeme gelmesi mümkün. Böyle bir yapı başlangıçta NATO'nun alternatifi olmak zorunda değil; NATO'nun yanında ekonomik, teknolojik ve savunma boyutları bulunan ikinci bir ağ olarak gelişebilir. Dolayısıyla asıl soru artık Kanada'nın AB'ye girip girmeyeceğinden daha büyük: Trump NATO'dan çıkmakla Avrupa'yı tehdit ederken, Washington farkında olmadan ABD'nin merkezinde olmadığı yeni bir küresel iş birliği mekanizmasının doğuşunu mu hızlandırıyor? euronews.com/my-europe/2026…
🇺🇸🇮🇷 Washington, çatışma bitmeden İran’ın “ertesi gününü” planlıyor ▪️ ABD Başkanı Donald Trump’ın 22 Eylül’de New York’ta, BM Genel Kurulu kapsamında Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman temsilcileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. ▪️ Axios’a göre masadaki başlık yalnızca mevcut çatışmanın sona erdirilmesi değil. Washington şimdiden çatışma sonrasında İran’a ve bölgesel düzene nasıl yaklaşılacağını Körfez ülkeleriyle görüşmeye hazırlanıyor. ▪️ ABD’nin kapsamlı stratejisini Kasım ara seçimlerinden sonra netleştirmeyi planlaması ayrıca dikkat çekici. Ortadoğu’nun geleceğine ilişkin kararların Amerikan iç siyasetinin seçim takvimine göre şekillendirilmesi, Washington’ın bölge politikasındaki temel sorunlardan birini yeniden gündeme taşıyor. ▪️ Trump bir taraftan İran’ın anlaşmaya hazır olduğunu ve çatışmanın sona yaklaştığını söylerken, diğer taraftan Washington’ın İran’ın çatışma sonrası konumunu belirlemeye yönelik hazırlık yapması ciddi bir çelişki yaratıyor. ▪️ İran’ın ve bölgenin geleceğinin Washington’da hazırlanacak senaryolar üzerinden belirlenmeye çalışılması yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye tecrübeleri, dışarıdan tasarlanan “ertesi gün” planlarının bölgeye istikrar getireceğinin hiçbir garantisi olmadığını hatırlatıyor. ▪️ Körfez ülkeleri açısından da temel mesele, ABD’nin İran için hazırladığı senaryoya dahil olmak yerine kendi güvenlik ve bölgesel istikrar önceliklerini koruyabilmek olacak. Ortadoğu’nun geleceğinin bölge ülkelerinin iradesi dışında şekillendirilmesi, mevcut sorunları çözmekten çok yeni kırılma hatları üretebilir. #İran #ABD #Ortadoğu axios.com/2026/09/16/tru…
✒️ “Kızıldeniz’deki baskı Riyad-Kahire hattını yeniden öne çıkarıyor” #Kızıldeniz ve çevresinde artan güvenlik sorunları, #Suudi Arabistan-#Mısır hattını bölgesel denklemin merkezine yeniden taşıdı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin #Selman’ın 15 Eylül’deki Kahire ziyaretinde Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile yaptığı görüşmenin önemli bölümünü #Yemen’deki çatışmalar, Husilerin saldırıları ve kritik deniz yollarının güvenliği oluşturdu. Tarafların özellikle #Hürmüz Boğazı, #Babülmendeb ve Kızıldeniz’de seyrüsefer serbestisini birlikte vurgulaması dikkat çekici. #Riyad açısından artık sorun yalnızca Yemen sınırındaki askeri tehdit değil. Hürmüz-Babülmendeb-Kızıldeniz hattında aynı anda oluşabilecek baskı, Suudi Arabistan’ın enerji ihracatının hareket alanını doğrudan daraltabilir. Son saldırıların ardından Doğu-Batı petrol boru hattının geçici olarak devre dışı kalması ve Kızıldeniz üzerinden yapılan petrol sevkiyatının baskı altına girmesi, deniz yollarının Riyad açısından taşıdığı önemi daha da artırdı. Mısır açısından ise Babülmendeb’in güvenliği Süveyş Kanalı’nın güvenliği anlamına geliyor. Kızıldeniz’deki ticari trafiğin aksaması, gemilerin alternatif rotalara yönelmesi ve bölgedeki risk priminin yükselmesi Kahire’nin ekonomik çıkarlarına doğrudan temas ediyor. Bu nedenle Mısır’ın Riyad’a verdiği destek yalnızca siyasi dayanışma olarak değil, kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarının korunması çerçevesinde de okunmalı. Daha önemlisi, Kahire yönetiminin “Suudi Arabistan ve Körfez’in güvenliği Mısır’ın ulusal güvenliğinin ayrılmaz parçasıdır” şeklindeki yaklaşımı. Bu söylem, iki ülkenin Kızıldeniz güvenliğini ayrı ulusal meseleler yerine ortak bir güvenlik alanı olarak ele almaya başladığını gösteriyor. Bunun kısa vadede doğrudan ortak askeri müdahaleye dönüşeceğine ilişkin ise yeterli veri bulunmuyor. Dosyadaki değerlendirme de Mısır’ın siyasi desteğinin kısa vadede askeri desteğe dönüşme ihtimalini düşük görüyor. Kızıldeniz artık yalnızca bir deniz ticaret yolu değil; enerji güvenliği, Süveyş Kanalı, Yemen ve Körfez güvenliğinin kesiştiği stratejik bir hat. Riyad-Kahire yakınlaşmasının önümüzdeki dönemde en somut biçimde hissedileceği alanlardan biri de bu hat olabilir.
🇺🇸 ABD uzaydaki askeri varlığında yeni bir eşiği geçti #ABD’nin uzayı askeri faaliyetlerin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp doğrudan bir harekat alanı olarak ele alan yaklaşımı yeni bir aşamaya geçti. ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy #Meink, 14 Eylül’de düzenlenen Air, Space & Cyber Conference’da, ABD’nin yörüngede “uzay kontrol silahları” bulundurduğunu ilk kez açık şekilde kabul etti. Ancak sistemlerin türü, sayısı ve ne zaman konuşlandırıldığı açıklanmadı. Açıklamayı önemli kılan nokta, ABD’nin uzaydaki askeri kapasitesini ilk kez doğrudan “silah” ifadesiyle tanımlaması. Uydular uzun süredir keşif, haberleşme, erken ihbar ve hedef tespitinde kullanılıyor. Washington’ın yeni söylemi ise uzayın yalnızca diğer kuvvetleri destekleyen bir alan değil, gerektiğinde doğrudan askeri angajmanın gerçekleşebileceği ayrı bir harekat sahası olarak değerlendirildiğine işaret ediyor. Hukuki açıdan 1967 Dış Uzay Antlaşması, nükleer ve diğer kitle imha silahlarının Dünya yörüngesine yerleştirilmesini yasaklıyor ancak konvansiyonel silahlar için aynı kapsamda genel bir yasak bulunmuyor. Asıl mesele, uzaydaki silahlanma rekabetinin hızlanması ihtimali. ABD’nin şimdiye kadar örtülü tuttuğu bir kapasiteyi açıkça ilan etmesi, özellikle #Çin ve #Rusya’nın karşı-uzay sistemlerine yönelik çalışmalarını hızlandırabilir. Böylece uydu ağlarının korunması kadar rakibin uzay altyapısının etkisiz hale getirilmesi de gelecekteki askeri rekabetin temel unsurlarından biri haline gelebilir. Washington’ın açıklaması bu nedenle yalnızca yeni bir Amerikan askeri kapasitesinin duyurulması değil; uzayın giderek daha açık biçimde askeri rekabet alanına dönüşmesinde önemli bir eşik olarak değerlendirilebilir.
🇨🇳 Çin denizaltı dronlarında yeni aşamaya geçiyor #Çin’in Şanghay’daki Hudong-Zhonghua tersanesinde inşa ettiği yeni gemi, #denizaltı harbinin geleceği açısından dikkat çekiyor. Naval News’in (@navalnewscom) uydu görüntülerine dayanan değerlendirmesine göre henüz resmi olarak tanımlanmayan platform, büyük insansız denizaltıları taşıyabilecek ve açık denizde konuşlandırabilecek özel bir “denizaltı dronu ana gemisi” olabilir. Geminin kıç bölümünde büyük su altı araçlarını denize indirip yeniden gemiye alabilecek bir sistem ile geniş bir hangar bulunuyor. Burada yaklaşık dört büyük #XXLUUV taşınabileceği değerlendiriliyor. Çin’in Hainan çevresinde test ettiği iki XXLUUV tasarımının ise yaklaşık 35 ve 45 metre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor. Projenin asıl önemi, Pekin’in yalnızca yeni bir insansız denizaltı geliştirmekle yetinmemesi. Çin, insansız araç, taşıyıcı platform, bakım ve konuşlandırma sistemini birlikte kurmaya yöneliyor. Böylece büyük denizaltı dronları ana üslerinden bağımsız olarak uzak bölgelere taşınabilecek ve uzun süreli operasyonlarda kullanılabilecek. XXLUUV’ların kesin görevleri açıklanmadı. İstihbarat ve gözetleme, denizaltı savunma harbi, mayınlama ve deniz tabanı altyapısının takibi muhtemel görevler arasında. Silah sistemlerine ilişkin ise doğrulanmış açık kaynak bilgisi bulunmuyor. Gemi halen inşa halinde ve görevi Çin tarafından resmi olarak açıklanmış değil. Ancak XXLUUV ana gemisi olarak hizmete girmesi halinde Pekin, denizaltı dronlarını deneysel araçlardan çıkararak uzak mesafeli ve sürdürülebilir deniz operasyonlarının bir parçası haline getirme yolunda önemli bir adım atmış olacak. navalnews.com/naval-news/202…
Görkem Gümüş @gumusgorki
2 Followers 35 Following
Tarkankartal @Tarkankartzm12
11 Followers 373 Following
Ahmet Çetinkaya @ahmetctk61
77 Followers 456 Following Trabzon Anadolu Lisesi, İstanbul Teknik Üniversitesi-Gemi İnşa ve Gemi Makinaları Mühendisi, Trabzonspor Kulübü Kongre Üyesi
Ayşenur Atalay @aysnuratalay
215 Followers 602 Following 🇹🇷🇵🇸Sabret, Şükret, Seyret / İst. Tic. Üni. Halkla İlişkiler - İK (2015) @KriterDergi 📚🎾 🦅⚽️
Abdulkadir Öztürk @Abdulkadir19856
494 Followers 3K Following Hak,şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler, Arif anı seyreyler Mevla görelimneyler, Neylerse, güzel eyler. İbrahim Hakkı/Erzurumi
Mehmet @Mehmet54906708
34 Followers 71 Following
Lucas @critiquinglucas
0 Followers 912 Following
Sabahattin akova @AkovaSabah36790
0 Followers 154 Following
🦋🦋 @lazybutterflies
603 Followers 266 Following There's not much to say about platforms where there are more robots than people.
Yaşar Hız @YaarHz1
22 Followers 416 Following
Doç. Dr. Orhan Karao... @OrhanKaraoglu
3K Followers 800 Following Assoc. Prof. IR specialist, Dâiyân-ı Devlet🇹🇷 Middle East&Geopolitics🗺️, Motorbike🏍️, Basketball Player&Manager 🏀
Ottoman_Osman_ @Ottoman_Osman_
41K Followers 25K Following CE HAP lılarla şhaddacık geçen digital içerik üreticisi Trabzonlu
sabba @Abbasbrahi20682
32 Followers 1K Following
Reagan @Deexi2886083
9 Followers 264 Following Time rewards the dedicated; the stars shine upon the traveler. https://t.co/anv51vkwtQ
ERDAL YÜCEL @yucelerdal99
77 Followers 1K Following
Truyzo @truyzo_nac
46 Followers 413 Following
Suat @Suatyoda
0 Followers 5 Following
Serdar Köse @SerdarK0se
0 Followers 910 Following
Saadet Çalışkan @saadetcaliskan2
0 Followers 65 Following
Volkan @volkan1511
585 Followers 554 Following
Bahadır Bumin Özars... @bbbozarslan
14K Followers 4K Following Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi - MHP MYK Üyesi
Leyla Brnrn @LeylaBrn001
807 Followers 3K Following
İrem Vatandaş @iremtgb_
179 Followers 160 Following •İstanbul Üniversitesi •Türkiye Gençlik Birliği İstanbul İl Başkanı
Yakup Büray Yılmaz�... @YBurayYilmaz
813 Followers 1K Following TGB Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı 🇹🇷 Head of International Relations Bureau at TGB 🌍 İÜ SBF | Istanbul University Political Science
Berke Mustafa Berkil @berkemberkilVP
2K Followers 1K Following Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu 1. Sekreteri | Avukat
Beyhan Korkman @BeyhanKorkman
6K Followers 2K Following Aydınlık Gazetesi Genel Müdürü - GÖREV Medya YK Başkanı
Can Aybars Bilgicier @CBilgicier
757 Followers 442 Following Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı // Vatan Partisi Başkanlık Kurulu Üyesi
Taha Küçükuygun @TahaKucukuygun
908 Followers 714 Following Bilim ve Ütopya Yazı İşleri ODTÜ/ Felsefe
Hasan Almışlar @hasanalmislar26
617 Followers 522 Following Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Sekreteri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi - Radyo, Televizyon ve Sinema
Vera Kasapoğlu @verakasapogluu
229 Followers 368 Following Türkiye Gençlik Birliği Ankara İl Başkanı
Ferdi Tanhan @FerdiTanhan
5K Followers 2K Following Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır İl Başkanı
Hilal @hilalaydxn
643 Followers 571 Following Türkiye Gençlik Birliği Genel Saymanı🇹🇷 Anadolu Üniversitesi | Hukuk Fakültesi
Adnan Türkkan @adnanturkkan
24K Followers 3K Following Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi / TGB Kurucu Genel Başkanı
Şaban Can Girgin @sabangirginTGB
451 Followers 255 Following Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Sekreteri
Furkan Olga 🇹🇷 @furkan_olga
1K Followers 2K Following Türkiye Liseliler Birliği (TLB) Genel Başkanı Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkan Yardımcısı @genclikbirligi @liselibirligi ODTÜ Tarih
Tevfik Kadan @tevfikkadan
12K Followers 2K Following Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ⚓️Heybeliada Deniz Lisesi ⚓️Tuzla Deniz Harp Okulu ⚓️İTÜ Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği (YL)
Şehmus Yıldırım G... @YldrmGencerVP
7K Followers 663 Following Vatan Partisi Genel Saymanı - Başkanlık Kurulu Üyesi
İlyas Yılmaz @_ilyasyilmaz
611 Followers 554 Following 🇹🇷 Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkan Yardımcısı
Cemil Gözel @cemilgozel
6K Followers 419 Following Bilimsel Sosyalist - Bilim ve Ütopya GYY [email protected]
Mehmet Perinçek @MehmetPerincek
49K Followers 794 Following
Johnny Cash @johnnycash0606
0 Followers 8 Following
Kadri KIRIMLI @KadriKIRIMLI
3 Followers 374 Following
Doç. Dr. Orhan Karao... @OrhanKaraoglu
3K Followers 800 Following Assoc. Prof. IR specialist, Dâiyân-ı Devlet🇹🇷 Middle East&Geopolitics🗺️, Motorbike🏍️, Basketball Player&Manager 🏀
TGB @genclikbirligi
165K Followers 37 Following Türkiye Gençlik Birliği (TGB) resmî Twitter hesabıdır. Atatürkçü, vatansever gençliğin buluşma adresi.
M. Bilge Demirköz @BilgeDemirkoz
41K Followers 3K Following Prof. Dr. @METU_ODTU, Member of the International Scientific Panel on AI @UN, Formerly @MIT, @UniofOxford, @CERN
Beyhan Korkman @BeyhanKorkman
6K Followers 2K Following Aydınlık Gazetesi Genel Müdürü - GÖREV Medya YK Başkanı
Bahadır Bumin Özars... @bbbozarslan
14K Followers 4K Following Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi - MHP MYK Üyesi
Tevfik Kadan @tevfikkadan
12K Followers 2K Following Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ⚓️Heybeliada Deniz Lisesi ⚓️Tuzla Deniz Harp Okulu ⚓️İTÜ Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği (YL)
Adnan Türkkan @adnanturkkan
24K Followers 3K Following Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi / TGB Kurucu Genel Başkanı
Üstad Pakdil @UstadPakdil
73K Followers 661 Following Her hâl, geçicidir. Ne hüzün devamlıdır ne de sevinç.
Ayşe Şengül Yıld�... @AyseSengulYldrm
1K Followers 967 Following Diplomat @TC_NahcivanBK | Turkish Military Academy MSc Int'l Security @msuedutr | BA IR @AUSBFM | Rep of @umayana_tdkb @turk_kab19 | RT≠endorsement
Fuad Shahbazov @fuadshahbazov
6K Followers 967 Following Eurasian Geopolitics & Security I @CheveningFCDO Scholar I Former Think Tanker/Lecturer I MSc. Terrorism @Bergamo_Univ I MSc. Defense @Durham_SGIA I Personal ©
SIPRI @SIPRIorg
105K Followers 1K Following SIPRI is an independent international institute dedicated to research into conflict, armaments, arms control and disarmament. Subscribe: https://t.co/mA2vPA9by2
A. Cüneyt POLAT 🇹... @aybers
68K Followers 3K Following Gazeteci / Journalist 🇹🇷 | Mahkeme kadıya mülk değil…
Tamer Kıran @TmrKrn1903
3K Followers 56 Following İstanbul, Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası Başkanı. TOBB Başkan Yardımcısı.
Ramin SADIK @saki552003
64K Followers 1K Following Doç. Dr. (Genel Türk Tarihi). 1999 İstanbul Üniversitesi, 2009 Marmara Üniversitesi Mezunu. Tarihçi/Historian/Историк. 🇦🇿🇹🇷🇺🇿🇹🇲🇰🇿🇰🇬
Sibel Turan @SibelTuran7
898 Followers 2K Following Prof.Dr.Sibel TURAN,TRAKYA ÜNİVERSİTESİ İİBF ULUSLARARASI ILİŞKİLER BÖLÜM BAŞKANI, RT≠ ENDORSEMENT.
Nafiz Arıca @NafizArica
2K Followers 535 Following 🎓Rektör @pirireisuni DzHO, @METU_ODTU, @UofIllinois, @NPS_Monterey, #YapayZeka Deniz, Voleybol, TSM 🤖🧠⚓🏐🎼
Mehmet Dönmez @mehmetdonmezbb
3K Followers 58 Following İskenderun Belediye Başkanı / Mayor of İskenderun
Hazal Duran @duranhazal_
870 Followers 1K Following
Clash Report @clashreport
897K Followers 1 Following Breaking news, reports, and opinions from ongoing clashes of the world.
Prof.Dr.GiraySADIK @GirayPhD
3K Followers 8K Following Prof. of IR & Director @AVARAYBU ExpertPoolMember @HybridCoE Speaker: @ForumZagreb @AntalyaDF @RondeliSecConf FmrSnrFellow: @UNI_NKE @CU_NPSIA @NATO_DefCollege
Turgay Erdağ @trgerdag
3K Followers 559 Following Hukuk ve adalet olmadan hiçbir şeyi başaramayız. Kitap: Bir Amiralin Hapishane Günlükleri
Reuters @Reuters
26.4M Followers 1K Following Top and breaking news, pictures and videos from Reuters. For breaking business news, follow @ReutersBiz. Our daily podcast is here: https://t.co/KO0QFy0d3a
Fulya Öztürk @Fullyaozturk
577K Followers 1K Following 🙌🏼Önce İnsan,Vicdan 📺İşini tutkuyla yapanlardan 📸Resmi İnstagram Hesabı👉🏽 https://t.co/ASD6FiiRyr
Sabire Meltem BANKO @MeltemBANKO
95K Followers 4K Following Avukat @BankoLaw Bilkent Üniversitesi Executive MBA Öğrencisi
Russian International... @Russian_Council
13K Followers 1K Following RIAC provides international relations and foreign policy analysis and connects experts and decision-makers from all around the world.
Dr. Muhammed Ersin To... @muhammedetoyy
5K Followers 5K Following @trt Medya Stratejisti Mevlayı gözler... Muhammed İbrahim, Muhammed Tarık ve Ayşe''nin babası...
TEKNOFEST @teknofest
467K Followers 152 Following Dünyanın En Büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali #TEKNOFEST Resmi Hesabı – For English: @teknofestint
A. Cihangir İşbilir @cihangirisbilir
14K Followers 5K Following Güvenlik, Çatışma, Barış Çalışmaları & Diplomasi (Dr.) Lecturer of Conflict & Security-Peace Studies - Diplomacy (Ph.D./IR) #Mülkiye @iletisim
Atlantic Council @AtlanticCouncil
226K Followers 3K Following Shaping the global future together. Subscribe to our AC Intel Newsletter: https://t.co/ymmNUAAGRQ
World Politics Review @WPReview
91K Followers 856 Following In-depth news and expert analysis on global affairs. Subscribe here: https://t.co/HdV45k3TCQ
RAND @RANDCorporation
262K Followers 730 Following We arm leaders with the information they need to tackle the toughest policy problems. Nonprofit, nonpartisan. 📩 Get our newsletter: https://t.co/RGaF9SINlY
Carnegie Europe @Carnegie_Europe
63K Followers 1K Following The go-to source for European foreign policy analysis. Part of @CarnegieEndow, the Global Think Tank.
The Brookings Institu... @BrookingsInst
450K Followers 4K Following We equip decisionmakers with nonpartisan research and policy strategies to create a more prosperous and secure country and world.
CSIS @CSIS
439K Followers 605 Following A bipartisan institution, CSIS is the top national security think tank in the world. Follows ≠ endorsements.
Council on Foreign Re... @CFR_org
580K Followers 145 Following Foreign policy news and analysis. CFR takes no institutional positions on policy. Follows, RT ≠ endorsements. ✉️ Subscribe for more: https://t.co/ehd5lKYrLs
The National Interest @TheNatlInterest
138K Followers 10K Following One of the nation's premier international affairs publications. Foreign policy, national security, technology, energy & more. Likes and Retweets ≠ Endorsements.
Mehmet Emin Cengiz @EminCengiz92
2K Followers 5K Following International Relations Coordinator @SharqStrategic|Researcher|MA @marmara1883|Levant&Middle East|Reposts&likes are bookmarks
GİSBİR @GISBIR
3K Followers 73 Following Türk Gemi İnşa Sanayini 1971 yılından beri ulusal ve uluslararası platformlarda temsil etmektedir.
Uluslararası İlişk... @Uli_TR
26K Followers 447 Following Türkiye Uluslararası İlişkiler İletişim ve Bilgi Ağı
abdulkadir selvi @abdulkdir_selvi
431K Followers 2K Following
Bilal EKŞİ @BilalEksiTHY
124K Followers 78 Following Önceki Genel Müdür (Former CEO) (2016-2026) (Turkish Airlines)- (2011-2016) (SHGM) 📍 Havacılık: 2003 - 2026 📍 Raylı Sistemler: 1989 - 2003

















